KİTAP ÖZETİ ARA (Arama yaparken sadece kitabın ismini yazınız)

Yükleniyor...

25 Nisan 2011 Pazartesi

DİŞİ KURDUN RÜYALARI KİTAP ÖZETİ (CENGİZ AYTMATOV)

Dişi kurt Akbar ve erkek kurt Taşçaynar Isık Göl’ün kıyılarına kadar inen sıradağlardaki bir inde yaşamaktadırlar. Bir helikopter onların yaşadığı yerin yakınına inmeye çalışır. Bu küçük sarsıntı ile yuvarlanan kayalar onların yaşadığı kovuğun önüne doğru yuvarlanır. Akbar gebe olduğu için eşi Taşçaynar daha çok dışarıda dolaşmaktadır.
Bir gün Taşçaynar şafak vaktinde yuvadan ayrılır, geç vakit, başka bir dişi kurdun kokusu vücuduna sinmiş olarak döner. Akbar, Taşçaynar’ı bağışlamaz. Yaşadıkları bozkırda üstünlükleri göstermeleri zamanı geldiğinde birçok amansız dövüşten sonra Isık Göl dolaylarında fethettikleri toprakların kendilerine ait olduğunu kabul ettirirler. Bölgenin hâkimi olurlar.
İlkbaharda yavruları dünyaya gelir. Akbar üç yavru doğurur. Akbar ve Taşçaynar bir sabah üç yavruyu da alarak bozkırın sarhoş edici çiçeklerle dolu uzak bir bölgesine giderler. Orada ilk kez bir insanla karşılaşırlar ve olay nerdeyse faciayla sonuçlanabilecek bir hâl alır.
Kış gelmesiyle Akbar ve Taşçaynar yavrularını nihayet büyük sayga avına çıkarırlar. Avlanma planı yaparken gökyüzünde acayip kuşlar olarak nitelendirdikleri helikopterlerin sesi ile irkilirler. Daha sonra helikopterleri unutarak saygaların olduğu yere doğru yönelirler, ancak onları mahvedecek birçok motorlu aracın kendilerine doğru geldiğinin haberleri yoktur. Gelen helikopter ve araçlardan kaçmaya başlarlar. Üç yavrudan biri olan Gözde geride kalır ve saygaların toynakları arasında can verir. Saygaları yoran ve geniş düzlüğe çeken avcılar tüfekle yaylım ateşine başlarlar. O güne kadar sakin bir hayat yaşamış olan bozkır, şimdi, çok kanlı, çok korkunç bir gün yaşamaktadır. Yavrulardan Kocabaş da avcılar tarafından vurulur.
Ölü hayvanları toplayanlar altı kişidirler. Hayvan başına 50 kopik almaktadırlar. İçlerinden en geç olanın adı Abdias’tır. Papaz çömezinin oğlu olan bu delikanlı Papaz okuluna girmiş sonra da dinde reform yapmak gibi aşırı isteğinden dolayı mezhepten saptığı gerekçesiyle kovulmuştur.
Abdias, Genç Komünistler adlı mahalli bir gazetede yazarlık yapmıştır. Fikirlerini burada kolayca yayabilmektedir. Babası oğlunu papaz okuluna soktuktan sonra ölmüştür.
Abdias yazarlık yaparken İnga adlı bir kadınla tanışır ve onunla sürekli olarak mektuplaşır. Orta Asya’ya, beyaz zehir kaçakçılarıyla ilgili bir röportaj yapmak üzere gider. Moskova’da kaçakçıları araştırmaya başlar. Bilet satmaya çalışan çocuklarla karşılaşır ve biletleri alarak dini içerikli olan konsere katılır. Konserdeki ilahileri dinlerken aklına bir Gürcü hikâyesi gelir.
Abdias, tren yolculuğuna başlar. O artık amacı haşhaş kaçakçılığı olan bir gruba mensup olmuştur. Abdias, zaman zaman seyahat amacını unutarak, kendisini gördüğü manzaralara kaptırr. Yolculukta kaçakçı Petruha ile aralarında Tanrı üzerine konuşmalar geçer. Calpak-Saz’da trenden inerler. İşçi kılığına girerek kamyon yolculuğu yaparlar. Uçkuduk köyünde iş bularak çalışmaya başlarlar. Abdias kaçakçıların faaliyetlerini öğrenerek basın yoluyla topluma duyurmak ve kötü yola sapan bu gençleri kurtarmayı amaç edinmiştir. Haşhaş toplamak için haşhaşın gür olduğu arazilere giderler. Abdias o gün kurtlarla burun buruna gelmiştir.
Kaçakçıların şefi Grişan ile görüşürler ve Abdias ile aralarında konuşmalar geçer. Grişan Abdias’a karşı şüpheci davranarak buraya gelmesindeki esas amacı öğrenmek ister. Grişan, Abdias’a bizi kötü yoldan ayırmak için geldin der. Konuşmanın ilerleyen safhalarından buradan def olup gitmesini söyler. Binecekleri tren yaklaşmaya başlar, hepsi yerini alarak harekete geçme zamanını bekler. Yolda yangın çıktığını zannettirerek treni durdurmayı ve vagonlara atlamayı başarırlar.
Grişan vagonda kaçakçıların hepsine uyuşturucu vermektedir. Abdias Grişan’a karşı çıkarak çantasındaki haşhaşların hepsini trenden dışarı boşaltır. Petruha, Mohaç ve Kolia, Abdias’a durmadan vurmaya başlar. Onu trenden düşünceye kadar döverler. Abdias, daha fazla dayanamayarak trenden düşer.
Abdias yağmaya başlayan yağmur ile ölmediğine inanamayarak kendine gelir. İsa'nın akıbetini ve Pontius Pilatus'u düşünürek şehrin sokaklarında ilerler. Tren istasyonuna doğru giderken bir kamyon sürücüsü ve karısı ona yardım eder ve Calpak-Saz’a götürür. Yolda polis şefi ondan şüphelenerek onu bürosuna götürür ve nezarethanede kaçakçı arkadaşlarının yakalanmış olduğunu görür. Polis şefi hepsine Abdias’ı tanıyıp tanımadıklarını sorar. Hepsi teker teker tanımadıklarını söylerler. Polis şefi Abdias’a gitmesini söyler.
Tren yolculuğu sonunda Calpak-Saz’a ulaşan Abdias yardımsever biri tarafından Calpak-Saz Hastanesi'ne götürülür. Botanist İnga Fiodorovna ile burada karşılaşır. Bu güzel ve genç kadını gören Abdias kendini toparlayacak gücü kendisinde bulamaz.
Dergisine ulaşan Abdias yazı işlerine uğrar ve hikayesini onlara anlatır. Yazılarını yayınlamak isterken engellenir. Onu ayakta tutanın İnga’nın mektupları olduğunu düşünmektedir. Asya’ya İnga’nın yanına gidip orda yaşamak istemektedir. İnga’nın oğlu kocasından ayrılmadan 3 yıl önce doğmuştur. Eski kocası yeniden evlenme hazırlığı yapıyor ve oğlunu istemektedir.
İnga, Abdias’ı yanına çağırır. Abdias İnga’nın evine gidip onu bulamayınca hayal kırıklığına uğrar. Daha sonra onun mektubunu alır ve eski kocasının oğlunu almak için mahkemeye vereceğini duyunca Cumbul’a gittiğini öğrenir. Evin anahtarını komşusuna bırakmış ve Abdias’ın almasını söylemiştir. Abdias şehrin sokaklarında karışık düşünceler içerisinde dolaşır.
Abdias, Bos Kandolov’un yanına katılmıştır. Saygaların katledilmelerine göz yumacak değildir. Korkunç alkoliklerin mahkemesi onu yargılamaktadır. Zorla içki içirmeye çalışırlar ama o içmez. Adamlar onu döver. Kendinden geçmeden önce İnga’yı düşünür. Bozkırda karşılaştığı dişi kurdun hayalini görür. Yere düşerken dişi kurdun onu kurtarması için seslenir. Akbar ve Taşçaynar inlerine doğru gitmektedir. Yavrularıyla yolculuğa çıktıkları zaman karşılaştıkları adamı saksavulun dallarına asılmış olarak görürler. Saldırmak için hazırlanırlar. Akbar, saldırıya hazırlanan Taşçaynar'ı durdurur. Adam onları görür ve geldin der. Yaklaşan kamyonun sesiyle kurtlar daha fazla beklemeden kaçarlar. Mujunkum bozkırını bir daha dönmemek üzere terk ederler.
Akbar ve Taşçaynar, Aldaş gölü yakınlarında 1 yıl kadar kalırlar. Akbar tam beş yavru doğurur. Yaşadıkları bölgedeki madenleri keşfeden insanlar burayı yakmaya başlarlar. Kurtlar sığınacak yer ararlar. İki yavrularını alarak gölün karşısına geçmeye çalışırlar ama yavruları boğularak ölür. Bir kere daha arkalarında ölü toprakları bırakıp giderler.
Üçüncü defa yeni bir hayata başlarlar. Dört tane yavruları olur. Bu onların son çabalarıdır. Çünkü hayatları bir faciayla sonuçlanacaktır.
Bazarbay Noygutov bir jeologlar ekibinin kılavuzluğunu kabul eder. Onları istedikleri yere götürür.
Geri dönerken yavru eniklerini duyar. Bunlar Akbar ve Taşçaynar'ın dört küçük yavrusudur. Bazarbay yavruları alarak inden çıkar. Amacı onları hayvanat bahçesine satarak para kazanmaktır. Avlanmaya çıktıktan sonra inlerine geri dönen Akbar ve Taşçaynar yavrularının olmadığını fark eder ve ordan oraya koşuşturarak onları bulmaya çalışırlar. Bazarbay atın garip hareketlerinden kurtların onu takip ettiğini anlar ve daha da hızlanır. Boston’un evine ulaşır ve orada saklanmaya başlar. Boston evde değildir. Daha sonra ortalık sakinleşince kendi evine geri döner.
Boston eve geri döner. Karısı kurtlardan kaçan Bazarbay’ın evlerine gelip saklandığını söyler. Boston bundan hoşlanmaz. Bazarbay kurtların hala yakınlarında olduğunu düşündüğünü söyler. Akşam uykuda köpeklerin havlamaları ile uyanırlar. Kurtların ulumasını duyarlar. Korkan çocuğunu da aralarına alarak tekrar uyumaya çalışırlar, ama o gece gözlerini kapatamazlar. Bu derdi başlarına Bazarbay’ın açtığını söylenip durdular. Sabah, Boston Bazarbay’ın yanına gider ve yavrukurtların yerine götürülmesi gerektiğini söyler. Onları satın almak ister, ama Bazarbay Boston’u sevmediği için ona yavruları satmaz.
Kurtlar bir daha dönmemek üzere inlerini terk etmiştir. Tedbirsizce hareket ediyor adeta ölmek istemektedirler. İnsanlara saldırmaya başlamışlardır. Boston’un ruhu ana kurt Akbar ile zaman zaman bütünleşmektedir. Gece, Akbar rüyasında yavrularını görür. Uykusunda kalkıp Börü Ana’ya yavrularının nerde olduğunu sorar. Boston yolculuk ederken yolculuk ettiği arkadaşı Ernazar bir uçuruma düşer. Ernazar’ın cesedi oradan geçen dağcılar sayesinde çıkarılır.
Boston kurtları ortadan kaldırmak için plan yapar. Koyun sürüsünün varlığı ile kurtlar oraya gelecek ve o da onları avlayacaktır. Boston’un uzun bekleyişinden sonra Akbar ve Taşçaynar sürüye doğru yaklaşır. Boston Taşçaynar’ı vurur, ancak Akbar durumu fark ederek oradan uzaklaşır.
Akbar, Taşçaynar’ın ölümünden sonra hiçbir şeyden zevk almaz şekilde kuytularda dolaşır. Ortalıklarda fazla gözükmez. Boston’un çocuğu Kence evlerinin bahçesindeki civcivlerle oynarken iri, boz bir köpeği görür, ama hiç korkmaz. Bu köpek, kurt Akbar’dan başkası değildir. Akbar bu çocuğu sever ve onu inine götürmek için sırtına alır ve gitmeye başlar. Bu durumu gören Boston, Akbar yavrusunu geri vermesi için yalvarır. Tüfeğini alarak kurdun ardından ateş etmeye başlar. Son kurşun ile ateş ettiğinde Akbar sendeleyerek yere düşer. Boston, kurdun yanına gelir, oğlunu vurduğunu ve oğlunun öldüğünü görür. Bütün bunlara neden olan Bazarbay’ı bularak onu da vurur. Teslim olacağını söyler ve uzaklaşır. Boston, yalnız, yapayalnız yoluna devam eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder